Saç dökülmesine ne sebep olur?

Lavaboda veya duşta dökülen saçlarımızı gördüğümüzde canımız sıkılır. Oysa bunlar genellikle ölü saç telleridir. Büyük bir ihtimalle, yeni canlı saçların çıkması için dökülmesi gereken saçlardır. Her gün 50-100 tane kadar saç telinin dökülmesi normaldir. Çünkü günde 50-100 arası yeni saçımız çıkar. Başımızda 100.000 civarında saç bulunur. Eğer hiç bir tel saçınız çıkmasa bile ki bu çok nadir bir durumdur. Bu durumda bile yine de saçınızın tamamen dökülmesi 3 yılı alacaktır. Dolayısıyla panik yapmanıza gerek yoktur. Saçımızın dökülmesi değil, neden döküldüğünü tespit etmek önemlidir.

Saç kaybında suçu genelde genetik faktörlere yüklesek de, aslında başka sebepler de bu soruna yol açabilir. Yeterli beslenme, enfeksiyon, bazı ilaçlar, kimyasal saç ürünleri ve hatta duygusal stres. Bunlara dikkat ettiğiniz takdirde saç dökülmesi sizi çok uzun yıllar belki de hiç rahatsız etmeyecektir. Saçın tüm nemini ve yağını alan temizleyicilerle aşırı sık yıkamak çok klorlu havuzlarda yüzmek (ozonlu havuz da yüzülebilir) kalitesiz boya  kullanmak…

Mevsimler

Saçlarını boyayanların çok iyi bileceği gibi, saç ayda ortalama 1 cm uzar. Yaz ve ilkbaharda saçların daha hızlı uzadığı fark edilir. Sonbaharda ise ağaçların yaprakları dökülürken, saçlar da onlara özenmiş gibi davranır.

Kalıtım

Saçın uzama yeteneği aileden gelir. Kimisinin saçları kalçalarına kadar uzar, kimisi ne kadar uğraşırsa uğraşsın, saçlarını asla kulak hizasından ya da omuzlarından aşağı indiremez. Erkeklerde görülen saç dökülmesinin %70’i genetiktir.

Saç sağlığı

Saç, tamamen cildimizin bir parçası olduğu için, cilt sağlığı için önerilen her şey, saç için de geçerlidir. Sağlıklı beslenme ve belki “Bu kadar da olmaz!” diyeceksiniz ama, “spor” dahil. Çabucak kilo vermek için yapılan şok diyetler, saçta hemen kendini belli eder. Özellikle demir eksikliği saçın yapısını bozar. Çinko, bakır, C vitamini, folik asit ve B2 vitaminleri saç için en gerekli gıdaları sağlar.

Hormonlar

Bilindiği kadarıyla 100’den fazla vücudumuzda hormon türü bulunmaktadır. Ve her bir hormonun farklı fonksiyonları bulunmaktadır. Yine de farklı olmaları birbirini etkilemeyecekleri anlamına gelmez. Bu hormonların orkestra şefi, tiroitlerdir. Çünkü erkeği erkek, kadını da kadın yapan bu hormonlardır. Bu hormon; uyanma, uykuya dalma, kalp atışı, solunum, kemik, kas yapısı, stres, yağ yakımı, depresyon, büyüme, doğurma, kilo yani her şeyi kontrol eder. Yaşımız ilerledikçe hormon seviyeleri düşmeye başlar. Aynı zamanda kadında da erkekte de bütün organlar gibi saç ve ciltte yaşlanır. Saçlar grileşir, beyazlar, kalitesi, parlaklığı ve miktarı azalır. Bu yüzden saçın kalitesinde ve renginde hormonu inkar etmek mümkün değildir. Her ne kadar hormon üretimi yaşla beraber direkt azalsa da başka faktörlerde hormonun seviyesini etkiler. Örneğin yaş ile beraber bozulan dolaşım. Burada üretilen hormon hedef dokuya taşınırken problemler oluşur. Yine kötü ve yetersiz beslenme, özellikle tamamen yağsız diyetler (hormon yapımı için kaliteli yağ gerekiyor) hareketsiz yaşam, havadaki oksijenin azalması, alkol, sigara, uyuşturucu kullanımı, uzun vadeli stres hormon yapımını etkiler. Dolayısıyla sadece salgılanan hormon değil, kalp damar sağlığı, beslenme ve yaşam şekli de yaşlanmayı etkiler.

Saçlarınız parlaklığını, dalgalı oluşunu ve doğallığını mı kaybetti? İncelmeye ve seyrekleşmeye mi başladı? O zaman büyüme hormonu eksikliği yaşıyor olabilirsiniz!

Saçlarınızda azalma başladıysa büyük ihtimalle testosteron seviyesi azalmaktadır. Erkeksi hormonların yükselmesi ile saç azalma söylentisi popüler kültürde işinize yarayabilir ama aslında testosteron azalması saçlarınızı kaybetmeye başladığınızın belirtisidir. Ama hemen telaş yapmayın! İyi bir haberimiz var testosteron hormonlarınızın azalmasını önleyerek veya dengeleyerek kimi zaman azaltarak kimi zamanda yavaşlatarak saç dökülmesini kontrol altına alabiliriz.

Kadınlarda istenmeyen tüyler çıkıyorsa, örneğin burun içinde, çenede göğüslerde, kasık bölgesinde, uylukta, bacaklarda ve kollarda testosteron veya androjen hormonunda artış görülmektedir. Hormon tedavisi ile bu sorunların önüne geçmek mümkündür. Aynı zamanda doğru bir sonuç almak için düzenli beslenme ve sindirim sorunları olmamalıdır. 1 ile 4 yıl arasında tedavi başarı gösterir.

Hormonal değişiklikler, saçların çıkmasından büyüme hızına ve dökülmesine kadar, birçok özelliğini ve karakterini belirler. Saç dökülme paniği ve kel kalma korkusu tek başına bile hormonlarınızı olumsuz olarak etkiler. Bu ilişki içinde en belirgin olanı androjenlerin etkisidir. Androjen hormonu, buluğ çağında sekonder cinsel karakterleri belirleyen kılların gelişimini sağlar. Sakal, koltuk altı, kasık ve göğüs kıllarının büyüme hızını artırıp bu kılları kalınlaştırır. Öte yandan ostradiol hormonu, kılların büyüme hızını yavaşlatırken, aktif dönemini (anajen dönem) uzatır. Kortizol ise aktif döneme geçişi baskılar.

Genetik olarak saç dökülmesine müsait erkeklerde testosteron, DHT (dihid- rotestosteron) adı verilen bir yan ürün yaratır. Saçın küçülmesine ve dökülmesine yol açan bu hormonal faaliyettir. Tiroit bozuklukları (guatr) genellikle saçları da etkiler. Saçlar kurur ve kolayca kırılır.

Kadınlarda menopozla birlikte östrojen üretimi durunca, saçlar gücünü kaybetmeye başlar. Hamilelik ve doğumlar da saçları çeşitli şekillerde etkiler.

Bu örneklerin dışında, çeşitli hormonal değişikliklerin saçlar ve kıllar üzerinde daha birçok etkisini sıralamak mümkündür.

Tiroit ve oto anikor neden yükselir?

Tam olarak bilinmiyor ancak saçın dökülmesini tetikleyen faktörlerden sayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu, ani yoğun üzüntü, gerekmediği halde sürekli iyotlu tuz kullanımı suçlanan faktörler arasındadır. Antikor yüksekliği, ailesel geçiş (genetik) göstermektedir. Bu antikorlar yükselince, ya hastada hipotiroidizm (tiroid hormon yetmezliği: örneğin Haşimato hastalığı) veya daha seyrek olarak hipertiroidizm (zehirli guatr: örneğin Basedow Graves hastalığı) oluşabilir. Oto-antikorları yüksek olanlarda tiroid’in papiller kanseri daha sık görülmektedir. Sadece tiroid hormonu vermekle tedavi tamamlanmaz, bir yandan da antikorları düşürecek tedavi de uygulanmalıdır.

Haşhimoto troidi

Tiroid hücrelerine karşı vücudumuzun ürettiği antikorlar sonucu oluşan tiroid iltihabına Haşhimoto hastalığı denir. Vücudumuzu mikroplara (bakteri, virüs vs) karşı koruyan bir sistem vardır. Buna “bağışıklık sistemi” (immün sistem) denir. Bu sistem, aynı sinir sistemi veya sindirim sistemi gibi bir sistemdir. Bağışıklık sistemi, akciğer, kemik iliği, dalak ve karaciğerde yerleşmiş bir grup hücreden oluşur. Bu hücrelerin ana görevlerinden biri de mikroplarla savaşmak için antikor dediğimiz molekülleri üretip kana vermektir. Üretilen bu antikorlar çok yararlıdır. Ancak, bağışıklık sisteminin “yanlışlıkla” veya “şaşırarak” ürettiği bazı antikorlar (oto-antikorlar), tiroid hücrelerinde bulunan peroksidaz enzimi ile tiroglobulin isimli moleküle karşı etkili olurlar. Bunlara oto-antikor denilir. Bu antikorlar çok zaralıdır, çünkü tiroid hücrelerine gidip yapışır ve onları “aynı bir mikropmuş” gibi tahrip eder. Tiroit’de bir iltihabi durum (“tiroidit”) ortaya çıkar. Bu iltihap ve harabiyet sonucunda hormon üreten tiroid hücreleri çalışamaz hale gelir, kandaki tiroid hormon (tiroksin) düzeyi düşer, TSH düzeyi artar. Bu antikorların teşhiste en yaygın olarak kullanılanları anti-TPO (anti-tiroid peroksidaz) ve anti-TG (anti-tiroglobulin) antikorları olarak isimlendirilir. Bu antikorların ölçümü tiroid hastalığının türünün anlaşılmasında ve “tiroidit” hastalığının (tiroid’in iltihabı) tanısında çok önemli olabildiği gibi bu hastalığın daha sonraki takibinde de kullanılmaktadır.

Gri saçlar

Aslında gri saç yoktur. Saç tellerinin rengini, saç kökündeki melanin pigmentlerini yapan hücreler verir. Genç bir saçta bu hücrelerin sayısı 1000 – 2000/mm2  adet civarındadır. Giderek melanin üreten hücre sayısı ve hücrelerin üretimi azalır. 40 yaşından sonra erkekte saç dökülme hızlanır. 40 yaşın üstündeki erkeklerde hormon replasmanı ( azalan hormonu yerine koyma = hormon treatment) + finasteride tedavisi ile saçın dökülmesini ve beyazlanmasını önlemek mümkündür. Beyaz saç telleri de tıpkı renkli saç telleri gibi esnektir ve uzama hızları da aynıdır. Yani beyazlaşan saçların yapısı değişmez. Birçok insanın beyaz ve güçlü saçları olabilir.

Pigment azaldığı zaman gri saç, pigment yok olduğu zaman beyaz saç oluşur. Tam olarak ispatlanmamış olsa bile hormon tedavisi ile saçın renginin geri gelmesi mümkün görünmektedir. Bir çok hastada başka nedenlerle hormon replasmanı alanlarında saçının renklendiği görülmüştür. Ama tam bir tedavi protokolü henüz yoktur. Gelecekte MSH (melanocyte – stimulating hormon) tedavisi ile gri saçlara veda edebileceğiz. MSH hormonu melanosit saç follikülinden salgılanıp melanin salgısını kontrol eden hormondur. Araştırmacı doktorlardan biri kendinde MSH hormonu + yüksek doz B vitamini ile beraber saçlarının tekrar renklendiğini yayınlamıştır.

Saçın kalitesi, renginden çok yaşlanma belirtileriyle birlikte bozulur. İlerleyen yaşlarda baş derisindeki yağ üretimi azalır. Bu nedenle saçlar da elastikiyetini kaybetmeye ve kurumaya başlar. Bu durumda saçın şekil alması da zorlaşır.

Bazı insanların saçları yirmili yaşlarda beyazlaşmaya başlar, kimi insanların da altmış yaşında sayılı beyaz saçı olur. Bu durum genetik özelliklerle ilgilidir. Tedavisi veya önlemi de yoktur. Zaman zaman beslenme veya bakım ürünleriyle önlenebildiği öne sürülse de, bunu kanıtlamak mümkün olmamıştır.

Erkeklerde önce sakalda, kadınlarda kasık ve koltuk altında olur. Her ne kadar saç beyazlaması olağan ve genetik bir olay olsa da ağır stres, ağır anemi, hipertiroidi, ağır endokrin hastalıklar, beslenme bozukluğu ve kanser hastalarında hızlı beyazlanma söz konusu olabilir. Bazı ilaçlar  saçın beyazlaşmasını hızlandırır. Türk filmlerine konu olmuş bir gecede beyaz saç görünmesi nadir de olsa görülür.

Artık herkesin saçını boyadığı bir çağda, beyaz saçların sorun olmaması gerekir. Ayrıca, bakımlı bir yüz ve beyazlayan doğal saçlarıyla oldukça karizmatik olmayı başaran sayısız kadın ve erkek vardır.